Finans Eğitimleri

Merkez Bankaları, Kredi ve Faiz Oranları
Finans

Merkez Bankaları, Kredi ve Faiz Oranları

Merkez bankalarının kredi akışını ve faiz oranlarını nasıl etkilediğini anlamak, merkez bankalarının para biriminin değerinde neden bu kadar kritik bir rolü olduğunu anlamada çok önemlidir.
Dolar, euro veya yen olsun, tüm merkez bankaları benzer bir role sahiptir

Çoğu kişi, bankacılık sistemlerinin merkez bankasına (Amerika’da (FED) Federal Rezerv)  karşı hareket ettiğini biliyor. Faiz oranlarınının belirlenmesi, bankalara nakit para sağlanması ve Forex piyasasında zaman geçirirseniz merkez bankalarının aldığı kararların para biriminin değeri üzerinde büyük bir etkisi olduğunu anlarsınız.

Buradaki rollerini anlamanın anahtarı, sürecin nasıl çalıştığını anlamaktır. Fed faiz oranlarını düşürdüğünde dolar neden düşüyor? Avrupa Merkez Bankası ECB her defasında oranlarda değişiklik yapmayacağına işaret ettiğinde neden Euro güçleniyor? Yerel bankalar nasıl para kazanıyor? Ve Merkez bankası fon oranı % 0,25 ise, neden% 5,75 en ucuz alabileceğiniz kredi?

Bu konuları çok iyi biliyorsanız bu yazıyı geçebilirsiniz çünkü çılgınlar gibi derinlere inmeyeceğiz. Bu yüzden sadece bu yazıyı kısa bir giriş yazısı olarak kabul edin. Bu konuları anlamak pazarda trade yaparken daha bilinçli ve kesin kararlar almanıza yardımcı olacaktır.

YEREL BANKALAR

Yerel bankalar çoğunlukla küçük yerlerde veya kredi birliği olabilir. Günümüzde bu tarz çok kalmasada Ziraat Bankası gibi daha büyük ve uluslararası banka da olabilir. Fakat hepsi tek bir temel ilkesi vardır, onlara yatırdığınız parayı alırlar ve bu parayı başkalarına ödünç verirler. Ödünç alıp ödünç verdikleri para ile yaptıları faiz ise kârdır.

Örnek verecek olursak bir bankaya girersiniz ve yatırım hesabınıza 10.000 TL para yatırırsınız. Paranızı tutma imtiyazı için banka size .86% ile yıllık yüzde ortanı ödeyecektir. Bu paranın kuruşuna dokunmadığınızı varsayarsak yıl sonunda 46.61 TL kazanmış olursunuz. Bu büyük bir geri dönüş olmasada birçok insan yastık altı tutmaktansa bu yolu tercih edebiliyor.

Şimdi ise yatırdıktan sonra bankadaki paranıza ne olduğuna bir bakalım. Birçok insan paralarını yatırdığında sadece kendilerine ait bir kasaya konulduğunu düşünüyor ancak gerçekte parayı yatırdığınız andan itibaren hareket etmeye başlar. 10.000 TL’lik nakit paranız bankanın iştiraklerini arttırır ve onlar da kâr etmek için borç verirler. Örnek olarak bir iş adamı bankaya gider ve ek donanım için krediye ihtiyacının olduğunu varsayalım ve bunun için de 10.000 TL paraya ihtiyacı var olarak ele alalım.

Bankaya verdiğiniz 10.000 TL, şimdiden iş adamı’nın işini büyütmek için ihtiyaç duyduğu parayı ödünç vermek için mükemmel bir durumda banka. Banka iş adamına karşılığı olmadan para vermeyecek, bu yüzden iş adamı’nın kredisine faiz uygulayacaktır. Faiz oranı, kredi notu, bankadaki mevcut durumları, MB oranı (farklı faktörler de vardır bunlardan da bahsedeceğiz) vb. iş adamının kredisini kısa bir incelenmesi ve sağlam bir yatırım olduğu durumda banka ona parayı yıllık %6.5 oranında düşük bir oran ile borçlanmayı teklif ediyor.

Rakamları gözden geçirdikten sonra iş adamı, bir yıl içinde ödediğini varsayacağımız bankadan %6,5 oranında 10.000 TL’lik bir kredi aldı. Bir yıllık süreçde iş adamı’nın 10.000 TL için ödeyeceği toplam tutar 10.355.52 TL’dir. Ancak, bankanın faizi ödemek zorunda oldukları paranızı ödünç verdiğini unutmayın. Paranızı bankada tuttuğunuz için 46.64 TL aldınız ve banka sermaye maliyetin düştükten sonra 308.88 TL net kâr elde ediyor. Özetle, bankalar bu şekilde para kazanıyor. Bu bilgiler ileride işimize kesinlikle yarayacaktır.

“Banka bütün paramı ödünç verdiyse, biraz para almaya gelince ne olur? Hepsini ödünç alıyorlarsa para çekme için nereden para alıyorlar? ” Normal şartlar altında, bir bankanın kredilerinin değerinin yaklaşık %10’unu bankada tutması gerekir. Yerel bankanın kasasında 1.000.000 TL tutarında nakit para olduğunu varsayalım ve bunun %10’unu sermaye rezervi olarak almaları gerekir, o zaman 10.000.000 TL borç verebilirler.

İş adamımız bankadan borç alırken, bankanın ona 10 bin TL para vermediğini hatırlayın; Ona bir çek yazdılar. Kapitalist kahramanımız bu çeki kendi bankasına yatıracak ve önümüzdeki birkaç gün ve ay boyunca bu parayı işini büyütmek için ihtiyaç duyduğu ekipmanları satın almak için kullanacak. Tipik olarak, bu, iş sahiplerini kontrol eden ve sonra kendi bankalarına yatırılan iş adamının ihtiyacı olan ürünlere sahip diğer işletmelere çekler yazarak yapılır.

Bu işlem ilginç çünkü bu örnekte işlem sayısından bağımsız olarak tek bir TL el değiştirmiyor; bu sadece bir bankanın defterine açıklama eklenmiş bir kredi ve borçlar sistemidir. Bankaların toplam kredi defterine göre böylesine küçük bir sermaye rezervine sahip olmaları, işte budur. Her banka, diğer bankalara ne kadar borcu olduğunu ve bu bankaların onlara ne kadar borçlu olduklarının kaydını tutar. Herkes parasını çekmek için aynı anda ortaya çıkmadığı sürece çalışan bir muhasebe oyunudur.

FAİZ ORANLARI

Bankaların nasıl para kazandıklarını ve bu kadar yüksek tutarları nasıl ödünç verebildiklerini anladığınıza göre, şimdi bu kredilerin faiz oranlarını nasıl etkilediğine bir bakalım.

Şimdi bir merkez bankası olmadığını ve her özel kurumun kendi faiz oranlarını belirlemekten sorumlu olduğunu varsayalım. Bankamızın 1.000.000 TL rezervi olduğunu hatırlatarak, 10.000.000 TL borç verme kabiliyeti var. Bankamızın tek bir kredi vermediğini ve mevcut 10.000.000 TL nakit ile başladığını varsayalım.

Tipik olarak, bir bankanın borç vermesi için çok para varsa, insanları onlardan borç almaya teşvik etmek için faiz oranlarının oldukça düşük olması gerekir. Bu süre zarfında borç verme standartları, bankalar nakit fazla olduğunda daha az katı olduklarından (açık nedenlerden dolayı) daha düşük faiz olma eğilimindedir. Düşük faiz oranları ve düşük borç verme standardıyla bankanın kredi vermeye başlaması uzun sürmüyor. Bu para gezmeye başladığında, bankanın ödeyebileceği mevcut dolarlar da düşer.

Banka, kredi talebinin arttığının farkına vardığında, borç verdikleri dolarlardan en iyi parayı elde etmek için faiz oranlarını yükseltir. Ayrıca, kredinin temerrüde düşmesi muhtemel olan başvuranları bulmak için kredi başvurularını gözden geçirme konusunda daha titiz olma eğilimindedirler. Bu basit arz ve talep meselesi. Bununla birlikte, para arzı sınırsız değildir, peki bankanın kredi vermek için çok az parası kaldığında ve yüksek faiz oranları kredi almayı neredeyse imkansız hale getirdiğinde ne olur?

Bu durumu artık çok sık görmese de, banka iki şeyden birini yapacak:

(1) kredilerin ödemeye başlamasını bekleyecekler ve bankaya faiz geri döndükten sonra sermaye rezervlerini artıracaklar. Oranlarını düşürmek ve daha fazla borç para vermek için, veya
(2) Banka, potansiyel müşterilere gelmelerini sağlamak için özel fırsatlar sunabilir ve bu sayede bankaya getirip (para yatırma) yapabilir. Ya banka bankaya yeni mevduat getirmekte başarısız olursa, ya da kredilerin büyük bir kısmı temerrüde düşerse?

Bir kredi temerrüde düştüğünde, banka kredinin bir varlık tarafından borç tarafına taşınması ve krediyi borç olarak sayması, bankanın %10’luk payını korurken borç verebileceği para miktarını azaltması gerekir. Tahmin edebileceğiniz gibi, bir banka bu kadar ince bir şekilde gerildiğinde, çatıyı başka türlü finansal açıdan sağlam bir bankaya indirmek için çok fazla temerrüt kredisi almaz. Kredi krizinin nasıl gerçekleştiğinden gerçekten emin değilseniz buyrun yeni öğrendiniz.

Mevcut kredi krizlerimizi göz önünde bulundurarak oyunda çok daha fazla sorun var, burada vermiş olduğumuz basit örnekler, ama özünde bu oldu. Bankalar aşırı kaldıraç kullanmaya başladılar ve ekonomi dönüp borçları temerrüde başladığında kaldıraçlarını koruyamadılar.

ABD’deki bankaların bazıları,%10 kaldıraç değil %20-30’lara varan kaldıraç kullanıyordu. Birçok Avrupalı ve İngiliz bankası, sermaye rezervlerinin 50 katında kaldıraç kullandı. Merkez bankaları bu karmaşaya nasıl uyum sağlar?

FED BAŞARISIZLIĞI

Fed nedir? Fed’i gökyüzündeki büyük banka olarak düşünün. Diğer tüm bankaları yöneten bankadır; birçok şeyden sorumludur ve çoğunlukla, çok kötü bir iş yönetimi yapmıştır. Bu tartışma, Fed’in faiz oranlarını nasıl kontrol ettiği ve diğer bankalara likidite sağlaması üzerinde odaklanacaktır.

Önceki örneğimizi devam ettirmek için, bankalarımızın çok zayıf olduğunu ve kredinin kıtlaştığını varsayalım. Küçük işletmeler başlangıç kredisi, genişletmek için para ve hatta bordro alamazlar. Faiz oranları yüksek ve harcamalar yerine insanlar tasarruf ediyor. Peki niye? Çünkü faiz oranları bunu cazip kılıyor.

Sonuç olarak tasarruf oranları artacak ve bankalar sermaye rezervlerinin miktarını artıracak, kötü yatırım yapan bankalar ise diğer bankaların kölesi olacak veya emilecek. Serbest piyasa her zaman güzel olmasa da işe yarıyor. Bu döngüler hemen olmasa da uzun zamanlar alabiliyor ve bu nedenle hemen olacak diye bekleyen sabırsızlar herzaman yenilgiye uğruyor. Genelde bu tarz sorunları çözmek için ülkelerin hükümetleri işe el atmaya çalışır fakat bu kurtarmaya çalışmalar genelde daha da kötü sonuçlar doğurur. Bu arada gökyüzündeki büyük bankamız (FED) veya (MB) diğer tüm bankaları yakından takip ediyor ve bir bankanın başı derde girdiğinde düşük faiz oranlarında kredi vermek için örneğin %3 gibi bir rakam ile kredi verebiliyor.

İlk örneğimize dönüp bir hatırlayalım. Bankaya yatırdığımız para sermaye rezervi olarak kullanılmıştı. Banka, bize ödedikleri faiz oranlarındaki ve diğerlerine uygulanan oran farkından para kazanmıştı. Bu durumda, banka FED veya MB’dan borç para alacak ve net sonuç bankanın şimdi daha iyi kapitalize olması ve Merkez Bankası’nın ucuz paralarının faiz oranlarını azaltabilmesi gerekiyor. MB veya Fed’in faizini ödünç aldıkları para üzerinden ödemek zorunda kalacaklar, ancak yine de borç aldıkları oran %3 olan ve %7 olan borç verdikleri oranla kâr edecekler.

” Fed bu parayı ödünç vermek için nereden buldu? ” Bu soruya cevap: Onlar parayı basar. İşler çok kötüye gittiğinde vergi mükelleflerinden vergi toplar,  bir kongre kredisi (congressional loan) şeklinde de alabilirler. Kongrenin kırıldığını anlamak, bir kongre kredisi sağlamak için örnek olarak ABD hükümeti’nin tam inancı ve kredisi ile desteklenen hazineleri satmak için açık artırma yapacaktır. Bu süreç sorunlarla doludur ve merkez bankacılığının artı ve eksilerinin ekonomik tartışmasına girmeden, süreçler böyle işler.

Tekrar etmek gerekirse, burada ele aldıklarımızı insanlar ömür boyu çalışarak geçirirler. Bu yüzden, konuyu bitirmeden önce, tüm bunların faiz oranlarını nasıl etkilediğine bir bakalım. Önemli herhangi bir zamanda, dolaşımda Türk Lirası’na veya Dolar’a atanan genel bir değere sahip belirli bir dolar veya TL sayısı vardır. Bu değer çeşitli faktörler tarafından belirlenir, ancak şüphesiz enflasyon oranını belirleyen en büyük faktörlerden biri dolaşımdaki Türk Lirası sayısındaki artıştır. Fed veya Merkez Bankası her para bastığında, Türk Lirası’nın veya doların değeri bir miktar azalır. Fed’i veya herhangi bir merkez bankasını faiz düşürdüğünde ise, aslında yaptıkları şey, enflasyona yol açan para biriminin değerini düşürmek için para arzını ve erişimini arttırmaktır. Merkez bankaları hem faiz arttırdığında hemde para basmaya devam ettiklerinde oluşacak tabloyu buradan siz kendiniz çıkartabilirsiniz.

ÖZET

Piyasada zamanınızı değerlendirirken veya bir trade yapacaksanız yazımda belirttiğim hususlar sürecin daha rahat anlaşılmasını sağlayabilecek ve kararlarınızı daha doğru yönlendirecektir.

Neler olup bittiğinin farkında olun. Merkez bankasının faiz oranlarını kontrol ettiğini ve bir anlamda para akışını kontrol ettiğini, dolayısıyla bankaların nasıl para kazandığını ve tüm sistemin kârlılığını nasıl koruduğunu kontrol edin. Bu nedenle, Avrupa Merkez Bankası bir oran kararı verdiğini duydunuz, faiz oranları sabit tutuluyorsa yani ne faiz oranı artıyor ne de düşürülüyorsa beklentimiz aniden gelebilecek bir roket şeklinde Euro’nun değer kazanması olur.

Beklentiler oranları düşürmek miydi? Eğer oranları düşürdülerse, sermayeyi serbest bırakıyorlardır ve daha çok para basılıyordur. Bu basılan paraları değerlendiriyorlardır bu şekilde. Eğer oranları aynı ya da arttırıldı ise sermayeyi kısıtladılar ve para biriminin değerini yükselttiler. İşlem böyle işler.

Bu fiyaskoyu umarım bu yazı ile anlamışsınızdır ve temel çalışma prensibi hakkında temel bir bilgi edinmişsinizdir. Daha fazla bilgi edinmek isteyen arkadaşlar merkez bankacılığı hakkında bir çok kitap var buralardan araştırmalarını devam ettirebilirler. Herhangi aklınıza takılan birşey var ise yorumlarda belirtebilirsiniz..

Leave your thought here